19 Eylül 2012 Çarşamba

Turgutlulu Öğretmen Bankaya Açtığı Davayı Kazandı


Manisa’nın Turgutlu ilçesinde Ufuk Ağaoğlu adlı öğretmen, her iki yapılandırma esnasında kendisinden alınan toplam 815 TL’lik yapılandırma masrafını geri almak için açtığı davayı kazandı.

Ufuk Ağaoğlu, 2009 yılında ev sahibi olabilmek için bir bankadan konut kredisi aldı. Yıllardır özlemini duyduğu evine sahip olan Ağaoğlu, aradan bir yıl geçtikten sonra faizlerin düşmesiyle birlikte borcunu yapılandırmak istedi ve 17 Mayıs 2010 tarihinde banka kendisinden 500 TL yapılandırma masrafı alarak borcunu yapılandırdı. 2011 yılında yine banka faizlerinin düşmesiyle birlikte Ufuk Ağaoğlu, borcunu tekrar yapılandırmak istedi. Banka yine kendisinden itfa planı adı altında 315 TL komisyon aldı.

Bunun üzerine Turgutlu Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Başkanlığı'na 26.04.2012 tarihinde bir dilekçe ile başvuran öğretmen Ufuk Ağaoğlu, dilekçesinde kendisinden alınan toplam 815 TL’lik komisyon ücretlerinin tarafına iade edilmesini istedi.

Öğretmen Ufuk Ağaoğlu’nun şikayet dilekçesini inceleyen Turgutlu Tüketici Sorunları Hakem Heyeti, banka ve tüketicinin imzaladığı konut finansmanı sistemi kredi sözleşmesinin 26 ve 27. maddesinde kredi ile ilgili ana para tutarı, ödenecek tutar, toplam diğer giderler tutarı, kredi faiz oranı gibi alt maddelerin boş olup tüketiciyle müzakere edilmeden doldurulmuş olduğu görüldüğünden, 4822 sayılı kanun ile değişik 4077 sayılı tüketicinin korunması hakkında kanun ve uygulama yönetmeliklerinin 6. maddesinde belirtilen 'Satıcı ve sağlayıcının tüketiciye müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır' hükmü gereğince tüketicinin talebinin kabulü görüşünde birleşti.

Aynı tarihli yazısında kararını açıklayan Turgutlu Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Başkanlığı, Ufuk Ağaoğlu’nun talebinin kabulüne, tüketiciden alınan 815 TL’nin tüketiciye iadesine karar verdi.

Genç öğretmen Ağaoğlu, bu karardan memnuniyetini dile getirirken, "Hiç kimsenin haksız yere hiç kimseden para almaya hakkı yok. Umarım benim dava sonucum emsal olur ve aynı şekilde mağdur olan vatandaşlar mağduriyetlerini giderir” dedi.
      

18 Eylül 2012 Salı

Merkez Bankası Borç Verme Faiz Oranını İndirdi



Eylül ayı toplantısını yapan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, gösterge faizi yüzde 5.75 seviyesinde bıraktı. Banka, gecelik borçlanma faiz oranı yüzde 5 seviyesinde tutarken, gecelik borç verme faiz oranını yüzde 11.5’ten yüzde 10’a çekti.

Toplantı sonrası yapılan yazılı açıklamada şunlar yer verildi:

"Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı ile Bankamız bünyesindeki Bankalararası Para Piyasası ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Repo-Ters Repo Pazarı’nda uygulanmakta olan faiz oranları aşağıdaki gibi belirlenmiştir.
a) Politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı yüzde 5,75 düzeyinde sabit tutulmuştur.

b) Gecelik faiz oranları: Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 5 düzeyinde sabit tutulmuş; borç verme faiz oranı yüzde 11,5’ten yüzde 10’a, açık piyasa işlemleri çerçevesinde piyasa yapıcısı bankalara repo işlemleri yoluyla tanınan borçlanma imkanı faiz oranı yüzde 11’den yüzde 9,5’e düşürülmüştür.

c) Geç Likidite Penceresi Faiz Oranları: Geç Likidite Penceresi uygulaması çerçevesinde, Bankalararası Para Piyasası’nda saat 16.00-17.00 arası gecelik vadede uygulanan Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 0 düzeyinde sabit tutulmuş, borç verme faiz oranı yüzde 14,5’ten yüzde 13’e düşürülmüştür.

Son dönemde açıklanan veriler, iç ve dış talep arasındaki dengelenmenin öngörüldüğü şekilde sürdüğünü teyid etmektedir. Yılın üçüncü çeyreği itibarıyla yurt içi nihai talep ılımlı seyretmeye devam etmekte, ihracat ise küresel büyüme görünümündeki zayıflamaya rağmen artış eğilimini korumaktadır. Bu doğrultuda, toplam talep koşulları enflasyondaki düşüşü desteklerken cari işlemler açığı kademeli olarak azalmaya devam etmektedir.

Kurul, enflasyondaki düşüşün yılın son çeyreğinde belirginleşeceğini tahmin etmektedir. Bununla birlikte, enerji fiyatlarındaki artışlar ve enflasyonun bir süre daha hedefin üzerinde seyredecek olması fiyatlama davranışlarına dair temkinli bir duruş gerektirmektedir.

Yakın dönemde yaşanan gelişmeler finansal piyasalarda risk algılamalarının kısmen iyileşmesine neden olsa da, küresel ekonomiye dair belirsizliklerin sürmesi nedeniyle para politikasında her iki yönde de esnekliğin korunmasının uygun olacağı belirtilmiştir. Bu doğrultuda, alınan tedbirlerin krediler, yurt içi talep ve enflasyon beklentileri üzerindeki etkileri dikkatle takip edilecek, Türk lirası fonlama miktarı gerekli görüldüğünde aşağı veya yukarı yönlü ayarlanacaktır.

Kurul, rezerv opsiyonu katsayıları bir miktar daha artırılırken faiz koridorunun daraltılmasının finansal istikrarı destekleyeceği değerlendirmesinde bulunmuştur. Gerekli görülmesi halinde önümüzdeki dönemde aynı doğrultuda ölçülü bir adım atılabileceği ifade edilmiştir.

Açıklanacak her türlü yeni verinin ve haberin Kurul’un geleceğe yönelik politika duruşunu değiştirmesine neden olabileceği önemle vurgulanmalıdır. " Karar sonrası ilk gelen değerlendirmeler Merkez Bankası'nın son dönemde sıkça dile getirilen büyüme konusunda hamle yaptığı yönünde.

Merkez Bankası Açık İşlemleri Duyurusu Yaptı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Para Politikası Kurulu’nun 18 Eylül 2012 tarihli toplantısında alınan karar uyarınca, yapılan TL likidite öngörüleri çerçevesinde, bir sonraki Kurul toplantısının yapılacağı 18 Ekim 2012 tarihine kadar miktar ihalesi açılacak günlerde bir hafta vadeli fonlama tutarının 0.5 milyar TL ile 7.5 milyar TL arasında olmasının kararlaştırıldığını açıkladı.

Ayrıca, 19 Eylül – 18 Ekim 2012 döneminde açılacak bir ay vadeli repo ihale miktarına ilişkin üst sınırı, her bir ihale için 3 milyar TL olarak belirledi. Ayrıca, likidite koşullarında öngörüler dışında önemli bir değişiklik gözlendiği durumlarda planlanan limitlerin dışında fonlama yapılabilceği belirtildi.
   

Konut Kredilerindeki Kısıtlamalar Çin'de Konut Fiyat Artışını Yavaşlattıihtiyaç kredisi, konut fiyat artışı, konut fiyatları, konut kredileri, çin emlak sektörü, çin konut kredisi

Çin'de konut kredileri ve birkaç konutun birden alınabilmesi üzerindeki kısıtlamalar konut fiyatlarının artış hızını yavaşlattı
Dünyanın en büyük ikinci ekonomisinde yeni konutların fiyatları Ağustos'ta aylık bazda bir önceki aydan daha az şehirde artış kaydetti ve politika yapıcıların emlak fiyatlarını kontrol altında tutmaya yönelik hamlelerini güçlendirme ihtimalini azalttı.

Resmi istatistik rakamlarına göre Çin'deki 70 şehrin 35'inde konut fiyatları artış kaydetti. Yeni konut fiyatları Temmuz'da 49 şehirde artmıştı. Konut fiyatlarının artışındaki yavaşlama, konut kredileri ve birkaç konutun birden alınabilmesi üzerindeki kısıtlamaların ardından görüldü.

Emlak sektöründeki sabit getirili varlık yatırımlarındaki istikrar sinyalleriyle birlikte veriler, ülkenin başbakanı Wen Jiabao'nun, inşaat sektörünün iflasına neden olmadan piyasası soğutma konusunda aşama kaydediyor olabileceğine işaret ediyor olabilir. Konut piyasasında yumuşak iniş yapılması, son 22 yılın en zayıf büyümesini kaydeden ekonomideki risklerin artmasının önlenmesine yardımcı olabilir.

Konut fiyatlarındaki düşüşün sürmesi ve emlak yatırımlarının sabit kalması hâlinde, önceki dönemlerde görülen olumsuz faktörlerin ortadan kalkacağını söyleyen Citigroup Inc.'in kıdemli Çin ekonomistlerinden Ding Shuang, hükümetin de yeni sıkılaştırma önlemleri başlatma ihtimalinin azaldığını belirtti.

Çin'in emlak sektörü, ülkenin toplam gayrisafi yurtiçi hasılasının yüzde 13'ünü, inşaat ve dekorasyon gibi ilişkili sektörler de eklendiğinde ise yüzde 25'ini oluşturuyor.
   

Konut Kredisi Borcunu Ödeyemeyenlerin Konutlarını Alan Bankalar Zararda

Ödeyemeyeceği kadar kredi alan kişilerin, ipotekli konutlarını kaybederek cezalarını çekmeleri gerekirken, borçlu konutlara el koyan bankalar, binlerce değeri düşük konut sahibi olmanın hiç de garantili bir durum olmadığını fark etti.
Bianet'ten Bülent Danışoğlu'nun haberine göre ödeyemeyeceği kadar kredi alan kişilerin, ipotekli konutlarını kaybederek cezalarını çekmeleri gerekiyordu. Ama bunların konutlarını ellerinden alınca, bankalar binlerce değeri düşük konut sahibi olmanın hiç de garantili bir durum olmadığını fark etti.
Danışoğlu yazısında şu konulara yer verdi:

Birkaç gün önce ABD Merkez Bankası her ay piyasadan 40 milyar dolar değerinde tahvil alacağını açıkladı. Böylece faizlerin düşmesi, harcama ve yatırımların artması bekleniyor. Faiz oranları zaten düşebileceği kadar düştüğü, yine de kimsenin yatırım yapmaya niyetli olmadığı ortadayken, bu politikanın yeni balonlara yol açmasından endişe edenler var.

2008'de patlayan krizden bu yana balonlardan daha çok söz edilir oldu. Binbir çeşit türev ürün icat edilirken akla gelmiyordu, şimdi akıldan çıkmıyor. Gerçi hala yoğurdun üflenerek yendiği söylenemez ama endişelerin sürdüğü açık. Zaman zaman konut sektöründe yeni bir balonun oluştuğu korkusu yayılıyor, satış fiyatlarının çok yükseldiği, kiralarla kıyaslayınca bu yüksekliğin anormal olduğu söyleniyor.
Korkular boşuna değil. Geçmişte yaşananları inceleyenler, krizlerin öncüsünün balonlar olduğunu gösteriyor. Özellikle Charles Kindleberger balondan krize giden süreci adım adım tanımlıyor. Geçmişteki krizlerde yaşanan süreç, geçtiğimiz yıllarda da tekrarlandı.

Balonlar genellikle bir yenilikle başlıyor. Piyasaya giren yeni bir ürün, yeni bir teknolojik dönüşüm ya da yeni bir aracın piyasayı canlandırması söz konusu olabilir. İçinde bulunduğumuz krizi yeni ürün, yeni teknoloji değil, yeni finansman modeli başlattı. Balona konu olan ürün tarihin en eski ürünlerinden biri olan konuttu. Zaten bu yüzden krizin adı mortgage krizi olarak kaldı. Fakat konut ipoteğinin tekrar tekrar yenilenmesine yol açan türev ürünler yeni araçlardı, balona yol açan da bunlar oldu.

Yenilikleri kredi patlaması izler. 1929 Krizinde elektrikli ev aletlerinin yeni yeni piyasaya çıkması, otomobilin yaygınlaşmaya başlaması kredili satışları artırmıştı. Sadece tüketici kredileri değil, borsa işlemlerinin yüzde 90'dan fazlası da krediyle yapılıyordu. 2008 krizinde de buna benzer gelişmeler oldu. Ekonomik canlılığı muhafaza amacıyla faizler olağanüstü ölçüde düşük tutuldu. ABD'de 2000 yılından itibaren faizler yüzde ikiyi aşmadı. Herkesin konut sahibi olduğuna inandığı bir dönem yaşandı, Amerikan rüyası tazelendi.

Kredi almanın bu kadar kolaylaşması spekülatif faaliyetlere yol açtı. Her önüne gelene kredi verilince, sırf sonradan yüksek fiyattan satmak için konut alanlar, hiç parası olmadığı halde fırsat bu fırsat diye konut sahibi olmak isteyenler derken işsizlerden öğrencilere kadar herkes kredi aldı. Kriz patladıktan sonra, bu tip geri ödeme şansı düşük ipotek kredilerine "subprime mortgage", bu tip kredilere dayalı menkul değerlere de "toksik kağıtlar" dendiğini bütün dünya, biraz geç olmakla birlikte, öğrendi.

Her şey anlaşıldığında konut fiyatları çoktan düşmüştü. ABD'de 2000 yılından kriz patlayana kadar geçen yedi yılda iki katından fazla artan konut fiyatları artık ilk değerinin de altındaydı ve düşüş sürüyordu. Bankaların ve mortgage kuruluşlarının büyük risk aldığı ortaya çıktı. Konut fiyatları düştükçe ipotekler o kadar yüksek kaldı ki, konut kredisi ödeme gücü olanlar da ödememeye başladılar. Geri ödenemeyen krediler arttıkça bu kuruluşların sermayeleri erimeye başladı. Daha yüksek maliyetle kaynak sağlamak zorunda kaldılar. Artık ülkenin tüm finans sektörü tehlikedeydi.

Buraya kadar olanlar kredi alanlarla kredi verenler arasındaki ilişkilerden ibaret. Piyasada kazanmak da var, kaybetmek de. Piyasadaki her oyuncunun kendi çıkarını iyi kolladığına, aklı başında kararlar aldığına, hata yaparsa bedelini ödeyeceğine ve tam da bu nedenle hata yapmayacağına inanılır.
Fakat şöyle bir sorun çıktı. Ödeyemeyeceği kadar kredi alan kişilerin, ipotekli konutlarını kaybederek cezalarını çekmeleri gerekiyordu. Ama bunların konutlarını ellerinden alınca, bankalar binlerce değeri düşük konut sahibi olmanın hiç de garantili bir durum olmadığını fark etti. Satamayacakları, değerlendiremeyecekleri mülkleri ellerinde tutmak onları kurtaramayacaktı. Tek çare devletin onları kurtarmasıydı.

1929 Krizinin başlarında piyasanın kendini yeniden dengeye sokacağına hala inanılıyordu, bu yüzden müdahale edilmemişti. Ancak yüzlerce banka iflas ettikten sonra Federal Hükümet işe el koymak zorunda kalmıştı. 2008 krizi geldiğinde ise müdahale etmemenin korkunç sonuçları olacağı biliniyordu.  Bu yüzden hükümetin bankaları kurtarmaktan başka seçeneği yoktu.

ABD Hükümeti piyasayı, liberal ekonomiyi, dünyaya yıllarca verdiği nasihatleri bir yana bıraktı, bir dizi kamulaştırmaya girişti. 2008 yılında önce Bear Stearns adlı yatırım fonu kurtarıldı, sonra Indy Mac bankasına el kondu. Ardından mortgage piyasasının yarısını elinde tutan Fannie Mae ve Freddie Mac adlı kuruluşlar ile Washington Mutual'a el kondu. International Group'a finansman sağlandı. Sıra 4 trilyon dolar zararı olan Lehman Brothers'a geldiğinde, kurtarma operasyonlarının daha fazla sürdürülemeyeceği ortaya çıktı. Aynı sıralar Avrupa'da da bir dizi banka ve finansman kuruluşu kamulaştırıldı.

Kamulaştırmalar, devletin el koymaları bu ülkelerde pek alışılmış yöntemler değildir. Bu uygulamalar doğal olarak çeşitli itirazlara ve tartışmalara yol açtı. En hoş itiraz Amerikan muhafazakarlarından geldi, bunlar özgür ülkelerinin bankaları devletleştirme yoluyla bir tür sosyalizme gitmesinden endişe ettiler. Öteki itirazlar, karlar özelde kalırken, zararların toplumsallaştırılmasının ahlaki olarak savunulamayacak bir durum olduğunu öne sürüyordu. Ayrıca finansman sermayesinin özel konumu da ortaya çıkmıştı, bir buzdolabı üreticisi zarar ederse sonuçlarına katlanırdı ama bir bankayı kendi kaderine terk etmek göze alınması zor bir risk olacaktı.

Bu operasyonlar sayesinde finans kuruluşları bir süredir acil sorunlar yaşamıyor. Onların yerine hem ABD'de hem de daha ağır olarak Avrupa ülkelerinde devletler acil, yıkıcı, derin sorunlar yaşıyorlar. Sorunlu kuruluşlara el koyarak, borçlarını üstlenerek, finans kurumlarından devletlere sorun transferi yapıldı. Finans kurumlarını kurtarmak uğruna bütün ülkelerde bütçe dengeleri bozuldu. Şimdi bu bozukluğun kimin sırtından telafi edileceği tartışılıyor. New York'tan Atina'ya kadar meydanlarda süren gösteriler de bu tartışmanın bir parçası.

Başka bir tartışma da finans sektörünün geleceğine ilişkin olarak sürüyor. Finans sisteminin yeniden yapılanacağı, "regülasyonlar" getirileceği, eskisi gibi her türlü aracı kullanarak genişlemesine, balonlar oluşturmasına izin verilmeyeceği söyleniyor.

Fakat bunun mümkün olmadığını savunanlar da var. Çok açık ki, finans sektörüne müdahale edilmesi, kurallar getirilmesi büyümeyi olumsuz yönde etkileyecektir. Çünkü yeni kurallar getirilmesi veya mevcut kuralların sıkılaştırılmasının doğrudan sonucu kredi hacminin daralmasıdır. Bu da büyümenin yavaşlaması anlamına gelir. Ekonominin büyümesinde balonların rolünü inkar etmek de kolay değildir. Balonlar talebi uyarmakta, satışları artırmakta, yeni istihdam yaratılmasında yararlı olmaktadır. Hatta durgunluğu aşmak, krizleri önlemek için sürekli yeni balonlar yaratmayı, bir balon çöktüğü zaman başka balonları devreye sokmayı bir çözüm olarak görenler vardır.

Ne var ki, ikide bir balonlar yaratmak ve bunları sektörden sektöre transfer etmek pek sürdürülebilir bir politika olarak kabul edilemez. Buna olsa olsa krizi erteleme yöntemi diyebiliriz. Biraz da egemen ekonomi anlayışının çaresizliğinin ifadesidir.
      

Konut Kredilerindeki Kısıtlamalar Çin'de Konut Fiyat Artışını Yavaşlattı


Çin'de konut kredileri ve birkaç konutun birden alınabilmesi üzerindeki kısıtlamalar konut fiyatlarının artış hızını yavaşlattı
Dünyanın en büyük ikinci ekonomisinde yeni konutların fiyatları Ağustos'ta aylık bazda bir önceki aydan daha az şehirde artış kaydetti ve politika yapıcıların emlak fiyatlarını kontrol altında tutmaya yönelik hamlelerini güçlendirme ihtimalini azalttı.

Resmi istatistik rakamlarına göre Çin'deki 70 şehrin 35'inde konut fiyatları artış kaydetti. Yeni konut fiyatları Temmuz'da 49 şehirde artmıştı. Konut fiyatlarının artışındaki yavaşlama, konut kredileri ve birkaç konutun birden alınabilmesi üzerindeki kısıtlamaların ardından görüldü.

Emlak sektöründeki sabit getirili varlık yatırımlarındaki istikrar sinyalleriyle birlikte veriler, ülkenin başbakanı Wen Jiabao'nun, inşaat sektörünün iflasına neden olmadan piyasası soğutma konusunda aşama kaydediyor olabileceğine işaret ediyor olabilir. Konut piyasasında yumuşak iniş yapılması, son 22 yılın en zayıf büyümesini kaydeden ekonomideki risklerin artmasının önlenmesine yardımcı olabilir.

Konut fiyatlarındaki düşüşün sürmesi ve emlak yatırımlarının sabit kalması hâlinde, önceki dönemlerde görülen olumsuz faktörlerin ortadan kalkacağını söyleyen Citigroup Inc.'in kıdemli Çin ekonomistlerinden Ding Shuang, hükümetin de yeni sıkılaştırma önlemleri başlatma ihtimalinin azaldığını belirtti.

Çin'in emlak sektörü, ülkenin toplam gayrisafi yurtiçi hasılasının yüzde 13'ünü, inşaat ve dekorasyon gibi ilişkili sektörler de eklendiğinde ise yüzde 25'ini oluşturuyor.
        

Gardenplanet Projesi Uygun Faiz Oranları ile Ev'lendiriyor

Şenkaya İnşaat’ın Kurtköy’de yükselen Gardenplanet projesinde, İş Bankası tarafından hazırlanan 0,83’ten başlayan faiz oranları ile 120 aya kadar konut kredisi kullandırılıyor.
Şenkaya İnşaat’ın Kurtköy’de yükselen Gardenplanet projesinde, İş Bankası tarafından hazırlanan 0,83’ten başlayan faiz oranları ile 120 aya kadar konut kredisi kullandırılıyor. 1+1’den 4+1’e, farklı konut tiplerinin yer aldığı projede toplam 370 daire bulunuyor. 265 araçlık kapalı, 120 araçlık açık otopark kapasitesi bulunan projede, biyolojik göletler, GardenKids çocuk klübü, açık ve kapalı yüzme havuzları, Fin hamamı, sauna, fitness, spa ve sağlık kulüpleri yer alıyor. Projedeki konutların metrekare fiyatı ise 2 bin 950 liradan başlıyor.

Hangi Daire Kaç Lira?
Tipi      Fiyatı
1+1     129.830 - 201.779
2+1     211.482 - 411.770
3+1     394.225 - 536.710
Binaların dış cephesinde doğanın renkleriyle uyumlu malzemeler dikkat çekerken, iç mimaride uygulanan fonksiyonel ve çağdaş çözümler 1+1’den 4+1’e tüm yaşam alanlarında benzersiz bir konfor sağlıyor. Gardenplanet’de tüm dairelerde birinci sınıf malzeme-lerle her detayda özenli ve kaliteli bir yaşam sunuluyor.

Yapı Kalitesi 

Gardenplanet, inşaat altyapısını ve binaların iç donanım ürünlerini yüksek kaliteli markalardan oluşturmakla sizin için güvenli, ferah, huzurlu, sorunsuz bir yaşamın kapılarını açıyor. Çevre duyarlılığını ve güvenliği ön planda tutan Gardenplanet ,yapı statiği ile mimariyi en iyi şekilde bütünleştirerek, iç tasarım ve inşaat teknolojisinde de kalite odaklı bir duyarlılık göstermektedir. Tüm tasarım ve statik hesapları, yürürlükteki son deprem yönetmeliği, TS 500 Betonarme Yapıların Tasarım ve Yapım Kuralları, 4708 sayılı Yapı Denetim Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümlerine uygun şekilde tasarlanan Gardenplanet’te betonarme taşıyıcı sistemi beton kalitesi ortalama standartların üzerinde C-35 olup, beton çeliği sınıfı ST3’tür. Her bina için yapılan detaylı zemin sondajları ve zemin etüt raporlarına uygun olarak, tüm proje betonarme radye temel ve deprem kuvvetlerini güvenli bir şekilde karşılayan betonarme taşıyıcı sistem ile inşaa ediliyor.

Ulaşım

Gardenplanet, Avrupa ve Anadolu yakası bağlantı yolları üzerinde, Sabiha Gökçen Uluslararası Havaalanı ve teknolojinin kalbi olacak Teknopark’a sadece 5 dakika mesafede, İstanbul’un en büyük alışveriş merkezi Viaport AVM’ye 500 metre, Türkiye’nin önde gelen eğitim kurumlarının kampüslerine 10 dakika mesafede yer alıyor.
GardenPlanet'te Yaşam 

Aile kavramına önem veren Gardenplanet'te 3-10 yaş arası çocuklar için tasarlanan Gardenkids, hem bireysel gelişimlerinde hemde yaşıtlarıyla bir arada olup sosyalleşmelerine önem veriyor. Gardenkids’de, resim ve müzik atölyelerinden, dans stüdyolarına kadar çocukların hergün yeni birşey keşfetmesine ve hobiler edinmesine olanak veren bir yaşam standardı sunuyor. 

     

Kredi Faiz Oranları Düşmeli


GYODER Başkanı Işık Gökkaya, “Beklentimiz Merkez Bankası’nın olası faiz oranları indirimiyle beraber konut kredisi faiz oranlarının düşmesi ve talebin yeniden canlanması yönünde” dedi.

Kredi Faiz Oranları Düşmeli

Ağustos ayında metrekare başına konut kiralarının en fazla yükseldiği il, yüzde 2.60 artışla İzmir oldu. Aynı dönemde konut kira değerlerinde Ankara’da yüzde 1.88, Antalya’da yüzde 1.74, Adana’da yüzde 1.42, Kocaeli’de yüzde 1.26, İstanbul’da yüzde 1.13, Bursa’da yüzde 1.04 oranında artış yaşandı.
Araştırmanın Ağustos ayı sonuçlarını değerlendiren GYODER Başkanı Işık Gökkaya, “Beklentimiz Merkez Bankası’nın olası faiz oranları indirimiyle beraber konut kredisi faiz oranlarının düşmesi ve talebin yeniden canlanması yönünde” dedi.

Vatandaşın Bankadaki Kuyruk Çilesi Sona Eriyor

Tapu’da takbis uygulamasından sonra yeni projeler gelişmeye devam ediyor. Bu kapsamda çalışmalarına devam eden Çevre ve Şehircilik Bakanlığı vatandaşların,bankalardaki kuyruk çilesine son vermeyi hedefliyor.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar e-tahsilât projesi ile tapuda yeni bir dönemin daha başladığını açıkladı. Projeye göre, tapu müdürlüklerine ilişkin tahsilat işlemleri online olarak gerçekleştirilecek. Herhangi bir dekonta gerek duyulmaksızın tahsilât işlemleri elektronik ortamda banka hesabından EFT, Görüntülü İşlem Merkezi, ATM aracılığıyla anında gerçekleştirilebilecek. Bu kapsamda Tapu kadastro Genel Müdürlüğü Ziraat Bankası ile gerekli görüşmeleri yaptı ve protokoller imzalandı.  Vatandaş artık tapu ile ilgili ödemelerini istediği şekilde yapabilecek.

Bakan Erdoğan Bayraktar; “Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Ziraat Bankası ile bir protokol imzaladı. Söz konusu protokol kapsamında, sisteme geçişi tamamlanan Tapu müdürlüklerine ilişkin tahsilat işlemleri online olarak gerçekleştirildiğinden herhangi bir dekonta gerek duyulmayacak. Tahsilât işlemlerinin elektronik ortamda banka hesabından EFT, internet, Görüntülü İşlem Merkezi, ATM aracılığıyla anında gerçekleştirilmesi mümkün hale gelecek” dedi.

Kuyruk Sırası Azalacak

Projeyle birlikte banka kuyruklarında beklemelerin azalacağını belirten Bayraktar, Tapu harçlarının geç yatırılması nedeniyle Tapu işlemlerine yansıyan gecikmelerin de önüne geçileceğini söyledi. Uygulamanın bürokrasi yönünden iş kolaylığı sağlayacağını ifade eden Bayraktar, “Harç ve döner sermaye hizmet bedeline ilişkin dekont tapuda işlem sırasında istenmeyeceğinden ekonomi yönüyle tasarruf sağlayacağız. Ayrıca çevre açısından bakıldığında da pek çok ağaç kesilmekten kurtulacak” dedi.

Bankalarla Görüşüyor

Bayraktar sözlerine şöyle devam etti: “E-tahsilât kademeli olarak tüm tapu sicil müdürlüklerinde yaygınlaştırılacak. Şu an Ziraat Bankası ile protokol imzalandı ve uygulama başlatıldı. Halk Bankası ile görüşülüyor. Diğer bankalara talepler iletilecek, kendilerinden talep gelmesi halinde pek çok banka ile çalışma yapılabilecek.”

Ege’nin İncisi İzmir’de Kiralar El Yakıyor

İkinci el konut fiyat artışında, Ağustos ayında lider Ankara, kiraların en fazla yükseldiği il ise İzmir oldu, konut fiyatları geçen yıla göre yüzde 11,87 oranında arttı. Garanti’nin desteğiyle Reidin.com ve Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) tarafından Adana, Ankara, Antalya, Bursa, İstanbul, İzmir ve Kocaeli’deki ikinci el ve yeni konutlara yönelik hazırlanan emlak endekslerinin 2012 Ağustos ayı raporu yayınlandı.

Buna göre, Türkiye Kompozit Satılık Konut Fiyat Endeksi’nde bir önceki aya göre yüzde 2.44, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14.52 oranında artış gerçekleşti. Ankara, bir önceki aya göre metrekare başına yüzde 3.11 değer artışıyla, Ağustos 2012’de ikinci el konut satış fiyatlarının en fazla yükseldiği il oldu. Aynı dönemde metrekare başına ikinci el konut satış fiyatları Antalya’da yüzde 3.06, Bursa’da yüzde 2.90, İstanbul’da yüzde 2.35, Adana’da yüzde 2.29, İzmir’de yüzde 2.14, Kocaeli’de yüzde 1.07 oranında arttı.

1+1’de Fiyatlar Arttı

Geçtiğimiz ay, yeni konut satış fiyatları bir önceki aya göre, 1+1 daire tipinde yüzde 0.48, 2+1 daire tipinde yüzde 0.16, 3+1 daire tipinde yüzde 0.25 ve 4+1 daire tipinde ise yüzde 0.42 oranında arttı.